AB YEŞİL MUTABAKATI NEDİR?
Avrupa Birliği’nin 2019 yılında açıkladığı Yeşil Mutabakat, AB ekonomisini daha sürdürülebilir hale getirmeyi ve 2050 yılına kadar iklim nötrlüğünü sağlamayı amaçlayan kapsamlı bir plandır. AB Gümrük Birliği’nin bir üyesi olarak Türkiye de Yeşil Mutabakat ‘tan etkilenmektedir. Bu sebeple Türk şirketlerinin faaliyetlerini yeni çevre düzenlemelerine uyacak şekilde ayarlamaları şart olacaktır.
TÜRK ŞİRKETLERİ NEDEN UYUM SÜRECİNE ŞİMDİDEN BAŞLAMALIDIR?
Yeşil Mutabakatı’nın ana hedeflerinden biri sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltmaktır ve bunun enerji sektörü üzerinde büyük bir etkisi olması beklenmektedir. Enerji sektöründeki Türk şirketlerinin yeni düzenlemelere uyum sağlamak için rüzgar ve güneş enerjisi gibi temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapmaları gerekecektir. Bu da yeni teknoloji ve altyapıya önemli ölçüde yatırım yapılmasını gerektirecektir ki bu da birçok Türk şirketi için büyük bir zorluk teşkil edebilir. Bu hususta hukuki açıdan da pek çok anlaşmanın doğumu veya zaruri sebeplerle feshi gerekebilecektir. Ticaret Hukuku açısından bu tür durumlar yeni davaların açılmasına olanak sağlayabilir.
Türk şirketlerinin düzenleme yapması gereken bir diğer kilit alan da sürdürülebilir endüstriyel uygulamalardır. Yeşil Mutabakat, endüstriyel kirliliği ve atıkları azaltmayı ve döngüsel ekonomi uygulamalarını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Türk şirketlerinin daha sürdürülebilir üretim yöntemlerini benimsemeleri ve geri dönüşüm ve atık yönetimi teknolojilerine yatırım yapmaları gerekecektir. Bu, iş uygulamalarında önemli bir değişim gerektirecek ve ayrıca gerekli altyapı ve finansmanın sağlanması için devlet desteğine ihtiyaç duyulacaktır. Daha şimdiden bu uyum sürecinde teşvikler başlamıştır fakat bence tam olarak yeterli finansmanın sağlanması için daha büyük bir ekonomik destek gerekmektedir.
Enerji ve sanayi sektörlerine ek olarak, Yeşil Mutabakatı’nın ulaştırma sektörü üzerinde de etkileri bulunmaktadır. AB, fosil yakıtla çalışan araçları aşamalı olarak kullanımdan kaldırmayı ve elektrikli ve düşük emisyonlu araçları teşvik etmeyi planlamaktadır. Otomotiv ve taşımacılık sektöründeki Türk şirketlerinin, iş modelleri üzerinde büyük etkisi olabilecek bu yeni düzenlemelere uyum sağlamak için faaliyetlerini ayarlamaları gerekecektir.
UYUM SÜRECİNNDE YAPAY ZEKA DESTEĞİ
Bilindiği üzere sera gazı emisyonunun bir fabrika veya şirkette azaltılmasını sağlamak için öncelikle sera gazı emisyonu kaynakları tespit edilmeli, yıllık bazda ölçümler yapılmalı ve raporlama ile bu hususlar belgelendirilmelidir. Günümüzde hesaplamalar manuel olarak ya da yapay zeka yardımı ile yapılmakta. Şahsi kanaatim, hesaplamalarda doğruluk oranını ve pratikliği arttırmak için yapay zeka ile desteklenen sistemler kullanmanın daha doğru olacağı yönünde.
SONUÇ
Sonuç olarak, AB’nin Yeşil Mutabakatı Türk şirketleri için önemli bir zorluk teşkil etmekle birlikte, aynı zamanda yeni sürdürülebilirlik paradigmasına uyum sağlamaları için bir fırsattır. Fakat bunun fırsata dönüşmesi için uyum sürecine şimdiden girilmesi ve yapılması gereken değişikliklerin son dakikaya bırakılmaması önem arz etmektedir. Bu yeni düzenlemeler, Türk şirketlerinin kullandıkları enerji kaynaklarından malları üretme ve bertaraf etme şekillerine kadar faaliyet gösterme biçimlerinde büyük değişiklikler gerektirecektir. Dünya daha sürdürülebilir uygulamalara doğru kaydıkça, Türk şirketlerinin de uyum sağlamak ve küresel pazarda rekabetçi kalabilmek için gerekli adımları atması gerekecektir.
Şirketinizin sürdürülebilirlik uyum politikaları için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
